Gıda Enflasyonuyla Mücadelede Yunanistan’ın Yol Haritası: Türkiye Neden Aynısını Yapmıyor?

Gıda enflasyonu, özellikle dar gelirli vatandaşları zor durumda bırakmaya devam ediyor. Ekonomist Ufuk Söylemez, bu durumu ele alarak Türkiye’nin benzer ekonomik önlemleri neden almadığını sorguluyor. Söylemez’e göre, dar gelirli bireyler, aylık gelirlerinin yalnızca yüzde 7’sini gıdaya harcayabilirken, daha iyi gelir seviyesine sahip olanlar bu oranı yüzde 10’a kadar çıkarabiliyor. Bu eşitsizliğin giderilmesi için, dar gelirli vatandaşlara yönelik bir tüketim paketi oluşturulmalı ve bu kapsamda enflasyon hesaplamaları gerçekleştirilmelidir. Böylece, fiyatlar bu yeni sistem üzerinden belirlenebilir ve en azından gıda enflasyonunda bir rahatlama sağlanabilir.

Söylemez, Türkiye’de gıda ve satıcı enflasyonunun oldukça yüksek olduğunu vurgularken, tarımda kendi kendine yeterli olan Türkiye’nin şu anki durumunun içler acısı olduğunu belirtiyor. Günlük yaşamda et ve ekmek kuyruklarının sıradan bir manzara haline geldiğini, hatta vatandaşların karpuzu dahi dilimleyerek almak zorunda kaldığını ifade ediyor. İstanbul ve Antalya hallerinde, domates, salatalık, patates gibi ürünlerin fiyatlarının geçen yıl ile bu yıl arasında gözlemlendiğini belirten Söylemez, Antalya halinde fiyatların yüzde 93, İstanbul halinde ise yüzde 97 oranında arttığını aktarıyor. Enflasyon oranlarının resmi rakamlara yansımadığını ve bu durumun çözümü için acil önlemler alınması gerektiğini dile getiriyor.

Gıda enflasyonunun düşürülmesine yönelik dünya çapında uygulanan yöntemleri incelediğini belirten Söylemez, Yunanistan’ın, gıda ve satıcı enflasyonunu kontrol altına almak için hazırladığı bir önlem paketine dikkat çekiyor. Bu paket, 50 temel gıda maddesini kapsıyor ve “hane halkı sepeti” olarak adlandırılıyor. Türkiye’de de benzer bir uygulama yapılabileceğine işaret eden Söylemez, çay, şeker ve un gibi ürünlerin de bu sepete dâhil edilebileceğini öneriyor. Dijital ortamda marketlerle anlaşarak belirli bir süre zarfında fiyatların sabit kalmasının mümkün olduğunu vurguluyor.

Hane halkı sepeti uygulamasının başlangıçta 10 ürün ile hayata geçirilebileceğini söyleyen Söylemez, üreticiden tüketiciye ulaşırken oluşan aracılık ve nakliye giderlerinin fiyatları nasıl artırdığını örneklerle açıklıyor. Örneğin, 10 liralık bir ürünün, nakliye ve diğer giderler nedeniyle 50-60 liraya kadar çıkabileceğini ifade ediyor. Bu gider kalemlerinin azaltılması için devletin teşvik verebileceğini ve karma bir ekonomik modelin Türkiye için en uygun çözüm olabileceğini belirtiyor.

Son olarak, Türkiye’nin aylık enflasyonunun, Avrupa Birliği ülkelerinin yıllık enflasyonundan daha yüksek olduğunu kaydediyor. Yüzde 30’luk bir enflasyonu “utanç enflasyonu” olarak nitelendirirken, iktidarın bu durumu nasıl ele aldığını sorguluyor. Dar gelirli vatandaşların enflasyonunun ayrı bir birim tarafından hesaplanması gerektiğini, bunun için devlet, sendikalar ve üniversitelerden oluşan bir kurulun oluşturulmasını öneriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir