“`html
Bir Sanatçının Çin ile İlişkilendiği Hikaye
Türk pasaportuna sahip olduğum için Çin’e turistik olarak gitmem mümkün olmuyor. Elimde yalnızca iş vizesi olsa da, seyahat edebileceğim düşüncesi aklımı kurcalıyor. Elektrikçim, sık sık Nanjing’e gidip geliyor; neon işlerine olan ilgisi nedeniyle buralara sıkça uğruyor. Çin’e olan ilgim, Kuşak ve Yol Girişimi araştırmaları yaptıkça daha da arttı. Türk vatandaşları için turist vizesinin kısıtlı olması, bende merak uyandıran bir durumdu; hala bu konuyla ilgili günlük hayatımdaki değişikliklerle bağlantısını tam anlayabilmiş değilim.
Mahallemdeki küçük lokantada harika bir Kürt kadın çalışıyor. Giderek daha yoğun günlerde, yemek siparişi vermek zorunda kalıyorum. Lokantanın paket servisini yapan genç adam, ince yapılıydı ve gözlerinden bir hüzün okunuyordu. Sipariş getirirken sohbet etmeyi ihmal etmedik. Türkiye gibi farklı kökenlerin bulunduğu bir ülkede, birinin hangi topluluktan geldiğini tahmin etmek güçleşiyor. Bir gün gergin görünüyordu ve benden borç para isteyip istemediğimi sordu; ailesinin durumu zor durumda kalmıştı. Sincan’dan olduğunu söylemesiyle birlikte, ailesinin başının belada olduğunu anlamıştım. Ama daha önce, kendim de Türkiye’ye gelen Uygurların durumu üzerine düşünmüştüm.

Sonrasında ona yardımcı olmak için yeniden yemek sipariş ettim ve kapıyı açtığımda başka bir kurye vardı. Önceki kuryemin neden gelmediğini sorduğumda, telefonlarına cevap vermediğini öğrendim; o günden sonra bir daha kendisini göremedim. İstanbul’daki yabancı kuryelerin çoğunun Uygur kökenli olduğunu düzenli olarak gözlemlemeye başladım. Çin-Türkiye arasında Kuşak ve Yol Girişimi bağlamında iş birliği yapıldığını biliyorum; bu girişim, ticaret ilişkilerini geliştirmek ve etki alanını genişletmeyi amaçlıyor. Türkiye, Orta Koridor olarak adlandırılan bu hatta merkezi bir konumda. Ancak bu koridor Sincan üzerinden geçiyor, ve oradaki insanları doğrudan etkiliyor.
Uygurlar, baskı altına alınan bir toplum olarak Türkiye’de aradıkları güvenliği bulmaya çalışıyorlar. Başlangıçta Türkiye’de “Uygur Türkleri” olarak anılan bu insanlar, siyasi destek elde etmeye çalışıyorlar. Ama zamanla, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini dengeleme ihtiyacı doğrultusunda durum gittikçe karmaşıklaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti, Uygurlara bir yandan destek verirken, diğer yandan Çin ile olan ticari ilişkilerini güçlendirmek için çaba sarf ediyor. Bu nedenle Uygur Türklerinin Türkiye’deki yaşamlarının giderek zorlaştığını görmek üzücü.
Yıllar geçtikçe, protestolar ve medya yansımaları azaldı. Ama bir gün onlara yapılan haksızlıkları dile getiren bir televizyon programını izlediğimde, içim acıdı. Bir muhabir, Sincan’daki toplama kamplarını olağan bir durum gösteriyor ve Türkiye’nin de benzer yöntemler uygulaması gerektiğini ifade ediyordu. Bu söylemler, ülkelerdeki güç yapılarına dair düşündürücü bir tartışma yaratıyor.

Sonuç olarak, bu çelişkili durum beni araştırmaya yönlendirdi. Küresel ticaret ve altyapı konularında yani sadece kapitalizm eleştirisiyle sınırlı kalmayacak geniş bir perspektif geliştirmek istedim. Bu süreçte, çeşitli kaynaklardan bilgi edinmek amacıyla çalışma yapmaya karar verdim. Aynı zamanda İstanbul’daki Konfüçyüs Enstitüsü’nde Çince dersleri alarak Çin’in kültürel yayılımını daha yakından gözlemlemek istedim.
Bu bağlamda, sanat çalışmalarımda değişiklik yapmaya ve dünya genelindeki diğer sanatçılarla iş birliği oluşturmaya karar verdim. Yarattığım projeler, Kuşak ve Yol konusundaki derinlemesine araştırmalarımın bir yansıması olacak. Bu süreçte yarattığım eserlerde yerel katkıları da göz önünde bulundurarak daha geniş bir bilgi birikimine ulaşmayı hedefliyorum.
Son olarak, Endonezyalı sanatçı Fetra Danu ile yaptığım China, Beijing, I Love You! (2023) adlı animasyon filmi, kariyerimde bir dönüm noktası ve belleklerimizin nasıl şekillendiğine dair önemli bir eser oldu. Görsel ögelerle bir anlatı yaratmanın ötesinde, izleyiciler için anlamlı bir bağ oluşturmayı amaçladım.
Çin’in deniz seferleri ve ticaret ilişkilerini detaylı incelediğimiz projelerim, politik bir sanat pratiğinin nasıl etkili bir şekilde gün yüzüne çıkabileceğini gösteriyor. Çoğu zaman sanatçıların ve gazetecilerin benzer hedeflerle hareket ettiğini daha iyi kavrayabiliyorum. Bu gelişmelerin, dünya genelindeki farklı toplulukların mücadelesi açısından anlam taşıdığını düşünmekteyim.
İlginizi Çekebilir
Gündem / Tartışma
Peki kültür sanat aktörleri ne diyor?
Son dönemdeki gelişmeleri değerlendirirken sanat camiasının görüşleri önem kazanıyor.
Argonotlar2 Temmuz 2025
“`