“`html
Sayın dostumla olan görüşmemizde, Türk toplumu ve onun ortak değerlerinin bizim zenginliğimiz olduğunu bir kez daha vurguladık.
Öte yandan, Avrupa’da zamanla artış göstermekte olan yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı gibi olumsuzluklarla mücadele konusundaki önemimizi dile getirdim. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın kültürel miraslarını ve kimliklerini korumak konusunda her zaman destek verdik ve vermeye devam edeceğiz.
Kıymetli basın mensupları, Türkiye ve Almanya arasındaki güçlü ekonomik ve ticari ilişkilerin devam ettiğini belirtmek isterim. Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en önemli ticaret ortağı olup, ticaret hacmimizi kısa vadede 50 milyardan 60 milyar dolara çıkarmayı hedeflemekteyiz. Bu açıdan, ticaretin yanı sıra ortak yatırımları geliştirmek amacıyla savunma iş birliği konusunu Sayın Şansölye ile değerlendirdik.
Avrupa’nın değişen güvenlik koşulları dikkate alındığında, savunma sanayi ürünlerinin tedarikinde yaşanan geçmiş sıkıntıları aşmak ve ortak projelere yönelmek gerektiğinin altını çizdim. Almanya’nın Eurofighter uçakları konusundaki son gelişmeleri de memnuniyetle karşılıyoruz.
Türkiye’nin savunma sanayi alanında kazandığı ivmeyle, Almanya ile iş birliği açısından büyük fırsatlardan faydalanabileceğimiz anlaşılıyor. Bu iş birliğini kazan-kazan anlayışı çerçevesinde daha da güçlendirebiliriz.
Değerli arkadaşlar, ayrıca terörle mücadele konusundaki beklentilerimizi de dostumla paylaştım. Almanya’nın terör örgütleriyle mücadelenin önemine dikkat çekerek, bu alandaki iş birliğimizin önemi vurguladım.
Görüşmemizde bölgesel ve uluslararası meseleler üzerine de fikir alışverişinde bulunduk. Türkiye olarak, Gazze’deki olayları uluslararası gündeme taşımak için elimizden geleni yaptık ve ateşkesin sağlanması ile insani yardımların ulaştırılması için yoğun çabalar sarf ettik.
Bu acıların bir daha yaşanmaması ve kalıcı barış için iki devletli çözüm önerimizi paylaştım.
Yardımların kesintisiz ulaşmasının yanı sıra, yeniden inşa sürecinde herkesin gereken katkıyı sağlaması gerektiğini ifade ettim.
Sayın Şansölye ile, komşu Suriye’deki gelişmeleri de değerlendirdik. Suriye’de kalıcı barış ve ekonomik kalkınma adına ciddi ilerlemeler kaydedildiğini gördüğümüzü vurguladım. Yaptırımların kalkması ile bu sürecin hızlanacağına inanıyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak bizim için öncelikli hedef.
Bu noktada, 10 Mart Mutabakatı’nın hayata geçirilmesine büyük önem vermekteyiz. Alman tarafının bu konudaki iş birliğine verdiği değeri de biliyoruz.
Ukrayna-Rusya çatışması üzerine de görüş alışverişinde bulunduk. Savaşın adil bir şekilde çözülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesini önemli buluyoruz.
Değerli basın mensupları, Türk-Alman iş birliğinin temellerinin sağlam ve çok yönlü olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. Bu anlayışla, Almanya ile birlikte çalışmayı önümüzdeki dönemde de devam ettireceğiz.
Görüşlerimi sonlandırırken, Sayın Şansölye Merz ve heyetine ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlı olmasını diliyorum.
Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa ve Asya arasında sıradan bir ülke olmadığını ifade etti. Kopenhag kriterleri konusundaki eleştirilerimizi ve Türkiye’nin bu kriterlere verdiği yanıtı dile getirdim. Türkiye, Avrupa’da ve Asya’da uyguladığı demokrasi modeli ile her iki kıtanın da en iyi uygulayıcılarındandır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi hakkında bir soru geldi. Hukukun, hangi makamda olursa olsun ayaklar altına alınamayacağını belirttim. Yargının, hukukun gerekliliklerini yerine getirmesi gerektiğini ve bu sayede yolsuzluk ve diğer olumsuzlukların önüne geçileceğini vurguladım. İstanbul’daki süreç de şu an yargı tarafından gereği gibi takip edilmektedir.
Örneğin, son dönemdeki hakemler olayı gibi konular, futbol sahalarında izlenmeli ve gerektiğinde müdahale edilmelidir. Bu bağlamda devletin, hangi alanda olursa olsun gerekli adımları atması gerekmektedir ve şu an bunu hayata geçiriyor.
Sayın Cumhurbaşkanı, beni Türkiye’ye davet ettiğiniz için teşekkürler. Bugün özel bir gün; geçmişteki iş gücü anlaşmalarından gelen ilişkilerimizin önemini hatırlatmak istiyorum. Almanya’ya gelen “misafir işçiler” artık üçüncü kuşağı oluşturuyor. Bu insanlardan bazıları, toplumda önemli roller üstleniyor.
Bugün Almanya’da 80 bin Türkiye kökenli girişimci yaklaşık 400 bin kişiye istihdam sağlıyor. Türkiye’de de yaklaşık 500 Alman şirketi, 200 bin kişiye iş imkanı sunuyor. Bu durum, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini gözler önüne seriyor.
Dün Ankara’daydım; Türkiye Cumhuriyeti’nın Millî Bayramı’nı kutlama fırsatı buldum. Bu vesileyle Türk halkını tekrar kutlamayı bir görev biliyorum.
Bu ilk ziyaretimle, ilişkilerimizin sunduğu potansiyeli en iyi şekilde kullanmak için birlikte çalışmalıyız. Yeni jeopolitik süreçlerde stratejik ortaklıklarımızı geliştirmek kaçınılmaz olacaktır ve Türkiye bu süreçte yer almalıdır.
Aramızda zaten sağlam bir dayanışma var. Toplumlarımız ve ekonomilerimiz arasındaki bağlar son derece güçlü. NATO içinde de yakın bir iş birliğimiz mevcut. Türkiye, güvenlik siyaseti konularında önemli bir aktör olarak öne çıkıyor.
Bu çerçevede daha yakın iş birliği içinde olmayı kararlaştırdık. Örneğin Eurofighter uçakları alımı üzerine konuştuk. Bu ortaklık birçok fırsat sunuyor ve bu yeni jeopolitik dengelerde daha yakın iş birliğine ihtiyaç var. Türkiye ile Almanya arasındaki olgun ortaklık, hassas konuların güven içinde ele alınmasını gerektiriyor.
Almanya ve Türkiye’nin NATO müttefikleri olarak aynı hedefler etrafında birleştiğine inanıyoruz. Rusya’nın revizyonist politikalarının güvenliğimizi tehdit ettiği bilinciyle hareket ediyoruz.
Bu doğrultuda, Türkiye’nin Eurofighter uçakları alımına yönelik kararı Almanya olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Hepimizin güvenliğini artıracağına inanıyoruz.
Göç politikaları da gündemimizdeydi. Geri gönderim konusundaki iş birliğimiz son derece önemlidir ve bu konuda daha fazla ilerleme kaydetmek istiyoruz. Geçtiğimiz aylarda, önceki yıllara göre daha fazla geri gönderim gerçekleştirdik ancak daha fazlasını yapmamız gerekiyor.
Uluslararası krizler üzerinde de durduk. Ukrayna Savaşı’nın bir an önce sona ermesi gerektiğine inanıyoruz. Müzakerelerin başlaması için Moskova’nın ateşkesi kabul etmesi gerekmekte.
Avrupa Birliği bağlamında da bunu görüştüm ve burada ilerlemeler kaydedilmektedir. Birlikte yaptırımlar uygulanması hakkında kararlıyız ve hedefimiz olan Rusya’yı müzakere masasına oturtmak için ilerleme kaydetmekteyiz.
Orta Doğu’daki durumu da ele alarak, rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes konularındaki olumlu gelişmeleri vurguladık. Kalıcı barış umudunun hâlâ var olduğunu belirtmek istiyorum.
Son olarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği perspektifine dair sabit kalmamız gerekiyor. Stratejik diyalogun devam etmesini ve iş birliğimizin derinleşmesini hedefliyoruz. Dışişleri Bakanlarımızın yeniden görüşmesini ve bütün konuları bu çerçevede ele almayı arzuluyoruz.
Sonuç olarak, ilişkilerimiz sadece bireysel bir düzeyle sınırlı kalmamalı. NATO ve Avrupa Birliği bağlamında birlikte ilerlemek için çabalarımızı artırmalıyız.
Üçüncü kez bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Lahey ve Tiran’da da buluştuk. Bugün resmi bir ziyaret için bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Misafirperverliğiniz için teşekkür ediyorum ve ilişkilerimizi daha da geliştirmek adına kararlıyım. Birlikte daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum.
“`